25 Temmuz 2012 Çarşamba

EFT YAPALIM


Şeyma'nın Günlüğü

Merhaba Çook Sevgili Günlük,
Annem beni yine anlatmadan geçemeyeceğim bir maceranın içine sürükledi.


İki gece önce tam televizyonun karşısına geçip şu yakışıklı oğlanla, güzel kızın dizisini seyretcekken artık çok iyi bildiğim o tehlikeli tarzıyla yanıma yaklaştı ve:
-"Şeyma," dedi.

Hiç pas vermedim: -"Nee?"
-"Anneye -nee- denmez!" diye azarladı beni, bi de taklidimi yaparak iyi mi!
-"Ya, dizim başlıyor..."
-"Boşver diziyi, bak ne diycem..."


O anda zihnimde "çın, çın" ötmeye başladı tehlike çanları ama tabii ki gafil ben yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Kaderime razı oldum, böylesi daha acısız oluyor biliyor musun Günlük.

-"Senle EFT yapalım mı," dedi ama ben bunun aslında bir emir cümlesi olduğunu zaten biliyordum.
-"O ne ki?"
-"EFT," diye açıkladı annem gayet ciddi bir ses tonuyla, "İngilizce Emoşinıl bilmem ne'nin kısaltması, Türkçe duygusal özgürleşme teknikleri demek oluyor."
-"Ee, ne işe yarıyor muş ki?"
-"İşte ne bileyim, hoşlanmadığın duygulardan, üzüntülerden, stresten falan kurtulmanı sağlıyormuş."
-"Haa, iyiymiş. Peki nasıl olcek?"
-"Bak şimdi çok basit, akapunktur noktalarına benzer noktalara tıp-tıp vurcaz."

Dizimi kaçırmak istemeyen ben hemen pazarlığa geçtim: -"Peki sonra bitcek mi?"
-"Evet, evet," dedi annem gayet yalancı bir şekilde.
-"E hadi hemen yapalım, sonra dizimi seyretcem. Bu bölüm çok heyecanlı valla."

Annem bunu duymazlıktan geldi ve tabii ki de bildiğini okumaya devam etti.


Çook Sevgili Günlük,
bundan sonrasını adım adım yazıyorum ki, bu evde nelere katlandığım tarihe kayıt olarak düşülsün!

1. Adım: Önce bir EFT konusu seçildi. Annem (neden bilmem) "üniversite sınav stresi" olması konusunda çok diretti. Kabul etmekten başka çarem yoktu tabii ki.
2. Adım: Bu soruna 0-10 arası bir puan vermemi söyledi annem. Ben 8 puan verdim. (Aslında 6 demiştim, ama nedense beğenmedi bu rakamı!) Bu puan sorunun üstümdeki olumsuz etkisini gösteriyormuş. 
Not: Her ne kadar anneme daha yaz bile geçmedi, henüz stresim başlamadı desem de ikna olmadı. Sonuçta başladık anacım.

3. Adım: Sağ elimle, sol elimin bileğine yakın bir yerine vurdurarak, Annem bana şunu söyletti: "Üniversite sınavı yüzünden ne kadar stresli olsam da, kendimi derinden onaylıyor ve seviyorum." (tam üç kez!)

EFT Noktaları bunlar işte!
4. Adım: Annem dedi ki: "Eveet. Şeyma, tıp-tıplamaya başlıyoruz."
Tıp-tıp şöyle gerçekleşti sevgili günlük: Kaşın başladığı nokta, şakak, gözün altı, burnun altı, dudağın altı, köprücük kemiğinin ortası, koltuk altı ve başın tepe noktası. En sonunda da sol elimin tepesini sağ elimle ovalattı. 
Bütün bu tıplama esnasında, sürekli şunu söyletti: "Sınav stresi..."
5. Adım: -"Deriin nefes al ve bitti," dedi Annem.

-"Söyle bakiim, şimdi kaç puan veriyorsun?"
-"4" deyiverdim, kendim bile şaşırarak.
-"Hmm. Fena diil, hadi bi daha yapalım," dedi zorba kadın!

Çook Sevgili Günlük,
tahmin edebileceğin gibi, ikinci tura başladık. 

Ben tam: "Kalan sınav stresi..." diye kaşımdan tıplamaya başlamıştım kiii, bizim oğlan dalıverdi oturma odasına.

-"Ahaa," dedi, "EFT ayakları ha!"


Annem de ben de dumur olduk bir anda. 
-"Aa, sen EFT nedir, biliyor musun?" diye sorduk neredeyse ikimiz de aynı anda.
-"Tabii. Emotional Freedom Technique, Amerikalı Gary Craig'in geliştirdiği bir teknik." diye cevapladı bizimki ingilizcesini konuşturarak, "Kısaltması EFT oluyor. Türkçe anlamıı daaa: Duygusal Özgürleşme Teknikleri. Aslında biliyor musunuz düşündüm de Türkçe kısaltması bayağı bir ilginç. Niye bunu kullanmıyorlar ki, daha akılda kalırdı..."

Bir an sessizlik oldu. O üç harfin kombinasyonu beni yerlere yatırırken, annem bir hışım bizim oğlana döndü ve:
-"Mutfaktan kepçeyi getir bakiim," dedi.
Bizim ki boş bulundu tabii:
-"Neden, ne yapcan ki?"
-"Taç çakrana EFT yapcam, seni ancak o paklar!"

Sonrasında her şey koptu tabii. Kendimize gelmek epey bi sürdü. İkinci tur EFT güme gitti, ama ben dizinin son on dakkasını yakaladım.

Çook Sevgili Günlük,
EFT olayı hala devam ediyor. 

Annem çok kararlı, sınav stresini yenmek için alternatif yöntemlerden de destek almamız gerektiğini söylüyor. Arada bir de imtihan ediyor beni, hangi noktalar tıplıycam diye! (Bence kendisine de "sınav stresi" temizliği yapmalı, ama henüz bunu ona söyleme cesareti bulamadım...)

Sevgili Günlük,
bu konuyu kapatmadan önce, bu öğlen teyzemle aramızda geçen konuşmayı buraya yazmam gerek yoksa, kalan ömrüm boyunca kendimi affetmem!

-"Meraba Teyzişko, hoş geldin!"
-"N'aber Şeymacık, nasıl gidiyor işler," dedi teyzem her zamanki gibi.
-"Fena diil."
-"Hayatında var mı bir değişiklik?" (Aslında o başka bir şeyi - birini sordu ben biliyorum ama konuyu saptırmak için anlamazlığa geldim tabii ki...)
-"Var. EFT yapıyorum. Sen biliyor musun?"
-"Tabii biliyorum," diye cevapladı teyzem de, "ben onu online yapıyorum hem de."

Daha başlayalı bir kaç gün olmuştu ama, yine de şaşırmaktan kendimi alamadım. Online EFT, annem de bi şey dememişti, yeni bir teknikti belki de. (Eğer öyleyse yandım, bunu da bana denetir- diye içimden geçmedi değil.)

-"Allah Allah, o nasıl oluyor?" diye sordum.

Teyzem büyük bir ciddiyetle cevap verdi: -"E işte, giriyorsun internete, bankalara, oraya-buraya para gönderiyorsun."

Çook Sevgili Günlük,
Annem mutfaktan kendini salona öyle bir attı ki, ne ben ne de bizim oğlan, ağzımızı açabildik! 

Annem akşam yemekten sonra teyzeme EFT'yi anlattı da, ondan sonra herkes kendini yerlere atarak gülebildi. 

Mutfakta bulaşıkları hallederken dahi annem teyzeme EFT'yi anlatıyordu, hatta kapıdan çıkarken onu tıplama noktaları konusunda imtihan bile etti. Duydum valla!



Hiç yorum yok: