19 Nisan 2018 Perşembe

NICCOLÒ MACHIAVELLI VE ÜNLÜ ESERİ IL PRINCIPE / PRENS HAKKINDA




Yazan: Özlem PEKCAN

YAŞAMI

            Niccolò Machiavelli, 1469’da Floransa’da, soyluluktan burjuvalığa düşmüş bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelir.  Borçlarını ödeyememesi yüzünden men edildiği mesleğini gizli gizli sürdüren babası, esasında bireyleri zaman zaman önemli devlet görevleri üstlenmiş, kentin seçkinleri arasında kabul edilen köklü bir aileye mensuptur.

       İlk gençlik yılları hakkında fazla bilgi bulunmasa da, kültürel etkilere açık bir ortamda büyüdüğü, hümanist bir eğitim aldığı, Lâtince öğrendiği, babasının zengin kütüphanesinde yer alan Lâtin ve Yunan edebiyatının temel klâsiklerini okuduğu bilinmektedir. Lorenzo dei Medici’nin Floransa’sında yetiştiği düşünüldüğünde Rönesans’ın hümanistik fikirlerini benimsemesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Nitekim Lâtinceye ilgisi nedeniyle 1490’lı yılların başında, Romalı şair ve filozof Lucretius’un Epikurosçu ögeler içeren “De Rerum Natura” adlı didaktik eserini çevirir.

          Fransa Kralı VIII. Charles, 1494’te İtalya topraklarını işgal eder, şehri yöneten Mediciler sürülür, cumhuriyet yönetimine geçilerek, idare ve yeni siyasal kurumların teşekkülü Dominiken din adamı Girolamo Savonarola’ya bırakılır. Ancak, Rönesans karşıtı vaazlarıyla, hatta günah gördüğü sanat eserlerini yaktırmasıyla tanınan Savonarola, koyu Katolik olmasına rağmen Kilise’ye yönelttiği sert eleştirileri yüzünden sapkınlıkla suçlanır ve aforoz edilir, 4 yıl süren teokratik iktidarının ardından 1498’de asılarak yakılır. 

         Savonarola’yı deviren burjuvalar kentte tekrar demokratik bir rejim kurar. 1498 Machiavelli’nin kişisel tarihi açısından da büyük önem taşır. Zira 29 yaşını sürdüğü bu yıl İkinci Kançılarya Sekreterliğine getirilir ve böylece politik kariyeri başlar.  Önceleri basit yazışmalardan ibaret iş ve sorumlulukları, cumhuriyet yönetiminin yürütme organı Onlar Kurulunun Sekreterliğini üstlenmesiyle daha da genişler. Diplomatik ziyaretler, elçilik faaliyetleri, Avrupalı ve İtalyan hükümdarlarla görüşme ve istişarelerden savaş alanları ile istihkâm bölgelerinin denetlenmesine kadar uzanan bu görevlerini 14 yıl boyunca sürdürecektir.

            1500 yılında, Pisa Kuşatması esnasında, Floransa’ya destek veren Fransız birlikleri isyan ettiğinde, Machiavelli XII. Louis ile görüşmek üzere Fransa’ya gönderilir. İlk diplomatik görevidir bu. Beş ay sonra geri döndüğünde, Cesare Borgia’nın, babası Papa VI. Alexander’in de desteğiyle, kendisine bir devlet kurmak amacıyla İtalya’nın orta kesimine yaptığı seferler yüzünden cumhuriyeti büyük bir sarsıntı içinde bulur. Bu arada, 1501’de altı çocuğunun annesi Marietta di Corsini ile evlenir.

1502’de kentin üstündeki tehdidin giderek artması nedeniyle iki kez gönderildiği Urbino’da Cesare Borgia’yla görüşür ve onun Sinigaglia’da ayaklanan adamlarından intikam alışına tanıklık eder. Cesare’nin zalim, kararlı ve kurnaz kişiliği Machivalli’yi epeyce etkiler.

Aynı sene, Piero Soderini ömür boyu Cumhuriyet Sancaktarı seçilir. Machiavelli kısa sürede onun güvenini kazanarak halktan asker toplanması düşüncesini kabul ettirir. Pisa’ya karşı verilen savaşta paralı askerlerin başarısızlığa uğraması üzerine 1505’de uygulamaya geçilir ve bu çerçevede ordunun yeniden yapılandırılmasına yönelik 1506’da oluşturulan Dokuzlar Kurulu Sekreterliğine atanır. Machiavelli, önceki görevlerini yürütmeyi sürdürürken, diğer yandan da askere alma işlerini yerinde görmek ve denetlemek için bölgelere ayrılan cumhuriyet topraklarında dolaşmaktadır artık.

Papa’nın da desteğini arkasına alan Kutsal Roma-Germen İmparatoru I. Maximilian’ın, İtalya’ya karşı sefer hazırlıklarına girişmesi üzerine, Aralık 1507’de kent yönetimi, devletin muhtemel bir saldırıdan uzak tutulmasını sağlamak niyetiyle Machiavelli’yi onunla görüşmeye gönderir. Dönüşünde Floransa’nın, Pisa kentini yeniden ele geçirmek üzere harekete geçtiğini görür, bundan faydalanarak yeni kurduğu orduyu cepheye sürer ve birliklere bizzat komuta eder. Savaşı kaybeden Pisa 8 Haziran 1509’da teslim alınır.

1510’da, Machiavelli Fransa’ya gönderilir. Görevi Floransa’nın müttefiki Kral XII. Louis’yi Papa II. Julis ile barışa ikna etmek, en azından topraklarının savaş dışı kalmasını sağlamaktır. Ancak, büyük bir savaş çıkacağına kani şekilde geri döner ve bütün gayretiyle kenti silâhlandırmaya başlar.

1511’de yeniden Fransa’ya gider. Bu sefer ki görevi Kralın desteklediği, ancak Papa’yı Floransa’ya karşı kışkırtan Pisa Konsili’nin dağıtılmasını sağlamaktır. Maksadına ulaşır ve döner dönmez bunu gerçekleştirir.

Fakat bu sıralarda, Papalık, Venedik, Ferrara Dükü, Katolik Fernando ve VIII. Henry tarafından Fransa’ya karşı oluşturulan Kutsal İttifak, Milano’da Sforzaların, Floransa’da da Medicilerin başa geçirilmesini kararlaştırmıştır.

Böylece Papa ordusuyla kentin üstüne yürür, Piero Soderini azledilirek kaçmak zorunda kalır, cumhuriyet yıkılır ve 1512’de Mediciler yönetimi tekrar ele geçirir. Tüm bu gelişmelerin sonunda Machiavelli de görevlerinden uzaklaştırılır, ağır bir para cezasına çarptırılır ve saraya girmesi bile yasaklanır.

Ertesi yıl, Medicilere karşı düzenlenen bir komploda ismi geçer, tutuklanır, hapse atılır ve işkence görür.  Suçlamaların hiç birini kabul etmez, serbest kaldığında iş bulamaz hale gelir. II. Julius’un ölümü üzerine Giovanni dei Medici, X. Leo adıyla Papalık makamına oturduğunda bağışlanmak ümidiyle “Canto degli Spiriti Beati / Kutsanmış Ruhların Şarkısı” adlı bir beste yapar, ancak beklediğini bulamaz. Maddi sıkıntıya düşen Machiavelli, San Casciano yakınlarındaki aile mülküne yerleşir. Politik hayattan ve hareketli diplomatik görevlerden uzaklaştırılması, alıştığı sosyal çevreden dışlanması onu edebi ve felsefi çalışmalara yönlendirir. “Il Principe” ve “Discorsi” gibi en ünlü ikisi de dahil pek çok eserini, neredeyse zorla ikâmet ettiği bu küçük çiftlik evinde yazacaktır.

1516’dan itibaren Machiavelli, yeniden Floransa’da görülmeye, kendisini “usta” kabul eden ve model alan genç entelektüellerden oluşan bir grupla Oricellari Bahçeleri’nde, başka deyişle Rucellai Saray Bahçelerinde buluşmaya başlar. Aynı zamanda, Medicilerle de yakınlaşmaya çalışmaktadır.

Bu dönemde Dük Lorenzo dei Medici’nin ölümü üzerine Floransa’nın başına Kardinal Giulio dei Medici geçer. Çabaları karşılık bulan Machiavelli nihayetinde Kardinalin, dolayısıyla Medicilerin himayesine girmeyi başarır. Bu süreçte ilk önce sıradan bir mesele için Lucca’ya gönderilir. 1520’de ise Floransa Üniversitesi tarafından Cumhuriyet’in resmi tarihçisi olarak atanır ve kentin tarihini yazmakla görevlendirilir. Aynı yıl, Papa X. Leon, bir anayasa taslağı hazırlamasını ister. Machiavelli, Papa yaşadığı müddetçe otoritesini koruyacak, ancak ölümüyle birlikte tamamen demokratik yönetime geçişi sağlayacak, cumhuriyetçi ilkeler içeren bir taslak hazırlar. Yaptığı bu çalışma tabii ki kabul görmez.

Yönetimde bazı reformlar yapmak isteyen Kardinal Giulio, 1521’de Papa’nın ölümüyle iyice kuvvetlendiğinde, Machiavelli de “Dell’Arte della Guerra” başlıklı eseri ile esasen Papa’ya sunmayı düşündüğü “Discorsi”yi gözden geçirerek, Kardinale takdim eder.

            Papa X. Leon’un ardılı Papa VI. Hadrianus’un da Eylül 1523’te ölmesinden sonra 1524’te Giulio dei Medici VII. Clemens adıyla Papa seçilir. Bunun üzerine Machiavelli, bir siyasetçi gibi kaleme aldığı, “Istorie Fiorentine” isimli sekiz kitaplık eserini hızla tamamlar ve yeni Papa’ya sunar.

            1525’ten itibaren diplomatik faaliyetlerine tekrar başlayan Machiavelli, 1526’da istihkâm çalışmalarını denetlemek üzere oluşturulan Kurul’un sekreterliğine getirilir.  Ardından, Papa’nın Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl’a karşı kurduğu ittifakta yer almak üzere ordusuyla birlikte Papalık Naibi Francesco Guicciardini’nin kuvvetlerine katılır. İzlenen tutarsız dış politika yüzünden İmparatorun başlattığı savaş 1527’de Roma’nın yağmalanmasıyla son bulurken, Papa’nın uzlaşma girişimini hoşnutsuzlukla karşılayan halk ayaklanır ve Medicileri bir kez daha kentten kovar. Böylece Floransa’da cumhuriyet yeniden kurulur. 

            Seneler önce olduğu gibi Machiavelli bir kez daha tüm görevlerinden uzaklaştırılır ve işsiz kalır. Mediciler zamanında üstlendiği sorumluluklar ve yürüttüğü faaliyetler kendisine karşı düşmanca, güvensiz bir tutum sergilenmesine sebebiyet verir. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Machiavelli, hızlı seyreden hastalığının ardından 22 Haziran 1527’de hayatını kaybeder. Hemen ertesi gün de Santa Croce Kilisesine gömülür.

            En ünlü iki eserinden “Discorsi” 1531’de, “Il Principe” 1532’de, yani ölümünden yıllar sonra yayımlanır. Özellikle şaheseri kabul edilen “Il Principe / Prens” de öne sürdüğü fikirler öyle tepki çeker, öyle büyük tartışmalara yol açar ki, dinsizlik ya da sapkınlık gibi ağır suçlamalara mâruz kalır, sonuçta 1559 yılında tüm eserleri Katolik Kilisesi’nin “Yasak Kitaplar Dizini”ne konur.

26 Mart 2018 Pazartesi

BAVULUMDA MISRALAR







Gülüm Pekcan Dans Tiyatrosu "BAVULUMDA MISRALAR" adlı oyununu 26 Mart pazartesi günü saat 20.30 da  Dünya Tiyatro Günü münasebetiyle ücretsiz oynayacak.  

Güniz sokak 44 / 4 Kavaklıdere - Ankara adresinde bulunan tiyatroya 466 60 30 ve 31 no lu telefondan rezervasyon yaptırabilirsiniz. 

Şairlerin mısralarının bir şair adayını çıkardığı sihirli bir yolculuğun konu edildiği eser değişik bir yorumla sahneleniyor. 


10 Kasım 2017 Cuma

ATATÜRK'TEN BİR HATIRA: FALİH RIFKI ANLATIYOR


Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, onunla ilgili hatıralara yer verelim istedik bu defa. Tarihten bir yaprak düştü önümüze. Sizinle paylaşalım mı…

Hayat Tarih Mecmuası, Kasım 1970 sayısında bir ropörtaj yer alıyor, başlığı:


“Falih Rıfkı Anlatıyor: Atatürk Büyük Devrimciydi”


Ropörtajı yapan kişi Öz DOKUMAN, fotoğraflar ise Sedat Dizici’ye ait.


Derginin 36 ve 40 ncı sayfalarında yer alan söyleşi, şöyle başlıyor: 

Atatürk’ün en yakın devrim arkadaşlarından olan Falih Rıfkı Atay, Türk basınının en eski ve en güçlü yazarlarından biridir. Kalemiyle, fikriyle Milli mücadeleye yardım etmiş, gazetesinde Yeni Türkiye’nin kuruluşu için savaşmıştır. 

Sonra devam ediyor:

Atatürk’ün sofrasında bulunanlardan kaç kişi kaldı ki? O ve Yakup Kadri; bir zamanlar biri Akşam’da diğeri İkdam’da düşman işgali altındaki İstanbul’a, Anadolu’dan haberler vermiyorlar mı? İstanbul halkına Anadolu’dan ümitli seslenişler getirmiyorlar mı?


Falih Rıfkı’nın hemen bütün eserlerini okumuştum ama kendisiyle oturup karşılıklı konuşmak, ondan Atatürk’ü dinlemek fırsatını bulamamıştım.


İşte karşımda şimdi.


ATATÜRK’LE İLK KARŞILAŞMA

Ve Öz DOKUMAN ilk sorusunu soruyor: 

-Atatürk’ün en yakın devrim arkadaşlarındansınız, diyorum. Onunla nasıl tanıştınız? Anlatır mısınız bunu?

Falih Rıfkı anlatmaya başlıyor: 

-Atatürk’ü ilk defa Balkan Harbi’nden hemen sonra Dimetoka’da tanıdım. Küçük rütbeli bir subay olmakla beraber, fikren kumandanlarının üstündeydi. Bun şaşmıştım. Anafartalar zaferinden sonra daha yakından ilgilendim. Fakat İzmir’e girişine kadar kendisiyle yakın temasım olmadı. Kuvây-ı Milliye devrinde Akşam’da günün fıkrası adı altındaki sütunumda onun için savaşıyordum. Bu yüzden Kürt Mustafa’nın hapsine girdim.

Sonradan öğrendiğime göre, Mustafa Kemal Paşa benim yazılarımı takip edermiş. İzmir’e girişinin üçüncü yahut dördüncü günü ben de vapurla İzmir’e gitmiştim. Beni pek samimi olarak karşıladı ve “bundan sonra sizinle beraber çalışacağız” dedi.


DOKUMAN: -İlk karşılaştığınız zamanki hâlini hatırlar mısınız? Yani üzerinizdeki intibaını?


FALİH RIFKI: -Sarışın, temiz giyimli, keskin bakışlıydı. Bütün dikkatleri üstüne çeken bir kumandandı. Onun ilk görüşmemizde hatırımda kalan en kuvvetli sözü “Düşmanın birini denize döktük, ikincisi ile geride savaşmak devrine başlıyoruz” demesi olmuştu.


ÇOK GERİDE KALMIŞ BİR HATIRA


Ropörtajda genel olarak Atatürk'ün verdiği mücadele ve devrimci tarafını anlatsa da,  söyleşinin  sonuna doğru Türk Ordusu'nun İzmir'e girişinden sonra Atatürk'le yaptığı ilk ropörtaj ve belki de ilk anısından da söz ediyor Falih Rıfkı.  

Falih Rıfkı’nın Atatürk ile İzmir’de bir röportajı vardır, diye yazarak giriş yapıyor DOKUMAN ve bunu anlattırmak istiyor: 

- Çok geride kaldı o günler, dedim. Ama büyük bir gazetecilik olayı. Sizden, sizin ağzınızdan bir daha dinlemek, mümkün mü bunu?

FALİH RIFKI: -Atatürk İzmir’de Lâtife Hanım’ın evinde kalıyordu. Tarihi tam hatırlayamayacağım ama, İzmir’e Yakup Kadri ile birlikte gitmiştik. Kramer Oteli’ne elbiselerimizi bıraktık. Yalnız şunu söyleyeyim: İzmir yanıyordu, alevle içindeydi. 


Tam o sırada Fransızlar’ın İstanbul fevkalade komiseri General Pellé, geldi. Atatürk onu merdivende karşıladı, biz de yanındaydık. General Pellé ile görüştü.  Atatürk’ü karşısında görünce General Pellé’nin ayaklarına hafif bir titreme geldi. 


Sonra içeride baş başa konuştular.  General Pellé çekip gitti. Derken biz Atatürk ile konuştuk, o da şunları anlattı:


General Pellé, Türk ordularının İstanbul’a yürümemesi için ricaya gelmiş. O da “Zafer ordularını nasıl durdurabilirim. Ama hemen mütareke yaparsak bu mümkün olur” demiş.




Atatürk bunları anlattıktan sonra bize döndü:

-Hangi zafer orduları birader, dedi. İzmir’e geldik diye dağılan dağılana. Nerede olduklarını bile bilmiyorum. Şimdi General Pellé acele mütareke hazırlıklarını tamamlamak için gidiyor, diyor gülüyordu. 



Ropörtajın sona erdiğini şöyle tasvir ediyor DOKUMAN: 

Bakıyorum, Falih Rıfkı azıcık yorulmuş: eski hatıraları bir daha yaşadığı için olacak bu. Mırıldanır gibi teşekkür ederek usulca yanından ayrılıyorum, o ise gözlerini Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkarken çekilmiş resmine dikmiş, bakıyor.

Ropörtajın tamamını o günkü dergi sayfalarından okumak isterseniz:





 

 

 

 


https://photos.app.goo.gl/7sUOjoqfE2C8jci52